13 Mayıs 2012 Pazar

ENGELSİZ BİR TÜRKİYE.


ENGELLİLERİN SORUNLARI!



7 yıl önce çıkarılan 5378 sayılı yasanın “herkes için erişilebilir Türkiye” adına sevinçle karşılandığını fakat bugün birkaç güzel gelişme dışında beklentilerin boşa çıktığını görmekteyiz “Engelliler yapılanları bir lütuf olarak görmemelidir. Engelli olmayı biz istemedik. Devletin geçmişten günümüze gelen yanlış politikalarının kurbanıyız. Yapılmasını istediklerimiz zaten sosyal devletin görevleridir. Eğer biz kapak toplayarak sandalyemizi alıyorsak sosyal devlet yoktur. Bugün sekiz buçuk milyon vatandaşımız suçsuz yere evlerinde cezaevi hayatı yaşıyor. Aileleri ise onların gardiyanları. Yapılan yasalar ne yazık ki uygulamaya geçirilemedi” dedi

Engelsiz Bir Türkiye İstiyoruz! Engelliler Haftası’nın başlaması nedeniyle hazırlanan ortak basın açıklaması:Bir engelliler haftası daha başlıyor. 7 yıl önce 5378 sayılı yasa çıkarıldığında bizler de herkes gibi kamu hizmetlerine rahatlıkla erişebileceğiz demiştik. En azından artık kamu alanları, ulaşım araçları engellilerin kullanabileceği hale getirilecek diye sevinmiştik. 7 yılın sonuna geldik, yasada ki süre doldu dolacak. Dönüp geriye baktığımızda “bir arpa boyu yol” aldığımızı gördük. Ne merkezi hükümet ne de yerel yönetimler, 5378 sayılı Yasa’nın gereklerini yerine getirmediler. Birkaç kentimizin dışında Türkiye hala engelliler için erişilemez alanlarla, binalarla, araçlarla dolu. Bu yüzden en temel ulaşamıyor yararlanamıyoruz. 2006 yılından beri bekletilen ve 2011–2013 Eylem Planı haline getirilen bakım sigortası konusunda herhangi bir ilerleme sağlanamadı. Muhtaç engelli, yaşlı, kimsesiz ve bakıma muhtaç tüm vatandaşlarımız bu anlamda sosyal güvenlik kapsamına alınmadı. Yine de sevineceğimiz gelişmeler de yaşadık. Eskiye nazaran engelliler daha fazla görünür oldu, sesleri daha fazla duyulabiliyor. Mecliste bile engelli sayısı arttı. Ama ne çare, temel sorunlarımız yine ortada kaldı. Çalışmak isteyen engelliler yine iş bulamıyor.20 bin kadro açığı olduğu halde, 3.500 kişi için sınav yapıldı. Memur olmak için başvuran 60 bini aşkın engelli bir kez daha hayal kırıklığı yaşadı. Ulaşım alt yapısı yeterli değil, daha da kötüsü en gelişmiş kentlerimizde bile güvenli değil. Yetkililer önlem almak yerine kaza geçiren engellileri suçluyor. Sağlık uygulama tebliği ile artık sağlıklı yaşam hakkımız da giderek elimizden alınıyor. Sürekli değişen tarifeler, artan fiyatlarla ameliyat olmak, ilaç almak, ortez, protez taktırmak günden güne güçleşiyor. Engellilere verilen aylıklar açlık sınırının altında kalıyor ama bu insanlardan tedavileri için bile katkı payı isteniyor.
Özetle halimiz dünden daha iyi değil, aynı şeyleri biz söylemekten yorulduk, ama siyaset duyarsız kalmaktan yorulmadı. Bizi duyun diyoruz ve bir kez daha taleplerimizi yineliyoruz: Engelli aylıklarının insan onuruna yaraşır bir yaşam için gerekli düzeye çıkarılmasını, engelli muhtaçlık yardımı ve evde bakılan engelliye verilen bakım destek paralarının aile geliri olarak sayılmamasını; Evde bakım yardımının bağlanmasında objektif kriterlerin uygulanmasını, bu anlamda sosyal yoksunluk, psikolojik yoksunluk ve ekonomik yoksunluk bir arada değerlendirilmesini, ailelere sosyal ve psikolojik destek verilmesini;
 Bakım evlerinde ve hastanelerde tutulan engellilerin, kimsesiz yaşlıların yaşam kalitelerinin iyileştirilmesini, insan onuruna yakışır rehabilitasyon merkezleri ve çağdaş bakım evlerinin yapılmasını ve sayılarının arttırılmasını, bu doğrultuda kamu ve engelli dernekleri ile işbirliği yapılmasını;
 Sağlıkta alınan katkı paylarının kaldırılmasını, Sağlık Uygulama Tebliği ile yapılan kısıtlamalara son verilmesini;
 İlköğretimden itibaren tüm eğitim kademelerindeki sorunların hızla giderilmesini, ayrıştırılmış eğitimden vazgeçilmesini, 3 yaşından başlayarak hayat boyu eğitim sürecinde kaynaştırma sınıflarında, birleştirilmiş ve bütünleştirilmiş eğitim sistemine geçilmesini, eğitime bir insan hakkı olarak bakılmasını ve eğitimin tüm kademelerinin devlet tarafından parasız olarak verilmesini;
 Fiziki çevre ve toplu ulaşım araç ve sistemlerinin derhal engellilere uyumlu hale getirilmesini:
 Kamudan başlayarak engelli istihdamının arttırılmasını v iş güvencesinin sağlanmasını;
 Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin Ek protokolünün imzalanarak, bireysel başvuru hakkımızın verilmesini

İSTİYORUZ!..

AHMET ÇANTA.

11 Nisan 2012 Çarşamba


Yüreğimde verdiğim savaşım bitiğinde çiçekler dikecektim bağçeme  rengarenk ama olmadı sanki yenilen hep benim ordum oldu.Güneş bağçeme  doğsada hayalimdeki çiçeklerim için ruhuma hiç doğmadı.Yüreğimle savaşım hiç son bulmadı .Nezaman hazan mevsimi hissettiysem ruhum hep hüzün hasatını biçti ömrüme ...

Bir daha gücüm olurda yüreğime karşı durup bu dünyanın acısına baskaldırırsam savaş bitti sirenini duymadan dikmeyeceğim  bağceme  rengerenk çiçeklerimi.
Anladım ki! yüreğin çorak toprağa benziyorsa ; kuraklığın ortasında çiçek dikilmiyormuş.

       AHMET ÇANTA         
                         ahmetcanta40@hotmail.com

2 Mart 2012 Cuma

olric

Ne zoruma gidiyor biliyormusun Olric ? O'na yazdıklarımı O'ndan başka herkes okuyor..
 İnsan çok sevdiği halde neden her defasında terkedilir? Ve beklenenler, neden hep vazgeçildikten sonra gelir?

AHMET ÇANTA

BAHARDA GELİR.
















BAHARDA GELİR
Bugün iki mart doğa ben beyaz
Bir gelinlik giymiş gibi süzülüyor
Serceler karnını doğurma telaşında.
Doğayla kavga edercesine
Durmadan sağa sola kanat çırpmalar
Doğrusu bu havanlara diyecek yok
Tıp ki insanlara benziyor telaşları
Nere baksam kar beyazı
Güneş incede yansıyor ayna misali
Uçsuz Bucaksız beyazlık
Nere baksan kızıle keser gibi düşler 
Sevdiğimiz renk olsa gerek
Özgürlüğün eşitliği adaletin
Ve güzellik adına ne varsa bizim.
Uzaklık sadece bir mesafemi
Yoksa sonsuz bir özlem mi
Kar yağar erir baharda gelir
Yeter ki kış düşmesin yüreğine..
                     
 ŞİİR....AHMET ÇANTA  .
                                        ahmetcanta40@hotmail.com



31 Ocak 2012 Salı

Benim aforizmarım.

Onur ve şerefini yitirmiş insanlardan her şey beklenir ama bir tek insanlık beklenemez.

Bir dağ ne kadar yüksek olursa olsun sen tırmandıkça o küçülür.

Mutluluğunda bir resmi olmalıydı!

Her korkuda gizli bir sır yatar.

Şeytan 'ın akıllı olduğunu herkes bilir ama kimse inanmaz,

Eğer hayat istediğiniz gibi gitmiyorsa ceplerinizi yoklayın ve tekrar devam edin yola.

Kale duvarlarını dıştan yıkmak zordur öyle olsaydı spartalılar Truva atını kullanmazdı.

Rüzgâra karşı tükürürsen tükürük suratına yapışır.

Kapıyı tıklayan değilde açan merak eder

Amet çanta.........Benim Aforizmalarım.

15 Ocak 2012 Pazar

uykum geldi olric

Güçlü olmak artık beni yoruyor olric.  buralarda bilmem, hangi uykunun, hangi köşesinde beklemedeyim hiç gelmeyecek olani....ya olric bir yerde söz biter... iki kişi karşılıklı kendini tekrarlamaya başlar. yeni başlayan ilişkiler bile eskir böylece. hemen kaçacaksın ki aklın orada kalsın.. neyse olric  beklenen hep geç geliyor; geldiği zaman da insan başka yerlerde oluyor .

ahmet çanta
Belki sıkıca sarılabileceğimiz bir sevgilimiz olmadı, belki yalnızız; ama bilinsin ki adam gibi sevdiğimizdendir yalnızlığımız!