18 Kasım 2011 Cuma

Yaşama anlam veren şey ölümede anlam verir.


Bu dünyanın baştan çıkarma aracı ile bu dünyanın sadece bir geçiş olduğuna ilişkin güvence, bir ve aynı şeydir. Böyle olması da gerekir, çünkü dünya ancak bir yoldan yaratabilir bizi ve bu da gerçeğe uygun düşer. Ama işin berbat yanı, ayartı başarıya ulaşınca biz güvenceyi unuturuz, ve böylece İyi bizi kandırıp Kötü’nün kucağına atar, kadının bakışıyla bizi yatağına çağırması gibi.

Bir gün her zaman yaşadığınız günlerden birine uyanmama ihtimalinizi düşündünüz mü hiç? Üstünüzde var olan bir yığın sorumluluktan veya sizden umulan beklentilere karşılık vermeme ihtimalinizi hiç hesapladınız mı? İçinde bulunduğunuz yaşam alanınızda kendinizi yok sayabilecek insanlara rastladınız mı? Ya da herhangi bir kusurunuz yüzünden sizden utanıldığı hissine kapıldınız mı? En yakınlarınızın, sırf onların istediği gibi bir hayatı yaşamıyorsunuz diye size olan tepkilerine tanık oldunuz mu?
Koskoca okyanusların dibindeki bir avuç toprak o baskıya nasıl dayanıyorsa sen de öyle dayanmalısın... Bugüne kadar insanlara tahammül edebileceğimi, yeryüzü ile başa çıkabileceğimi düşünmezdim hiç. Ama sen şunu öğrettin bana dayanılmaz olan aslında yaşam değilmiş.

AHMET ÇANTA

Dostlarınızın Kıymetini Bilin Ha!..

Hani vardır ya her yerde, hissetmek istersin onun varlığını. Hani hep yanıbaşınızdaymış sanırsınız, ismini söylersiniz dalgınlıkla, her an berabersinizdir. Yanında olduğunu unutuverirsin bir andan sonra, sonra üzüldüğünde o sımsıcacık kollarını açar sana, sarılır ağlarsın omzunda doya doya... Senin sorununu kendi sorunu gibi benimser, bir kolun bir bacağın olur adeta.. Ayrılmak istesen de koparıp atamazsın. Bir türlü sevindiğinde ise senden fazla mutluluk duyar. O senin için farklıdır bütün insanlardan, tabii sen de onun için. Aranızdaki sevginin bitmesine izin vermezsiniz, kimse bozamaz aranızı, kimse araya girmeye dahi cesaret edemez. Ne zaman yardıma ne zaman insana ne zaman dosta ihtiyacınız olsa hep yanınızda bulursunuz, kendini adeta sizin için ayarlamıştır. Beraber gülüp beraber ağlarsınız, daima olumlu özellikler verirsiniz birbirinize. O sana gülmeyi öğretir sen ona kahkaha atmayı, O sana emeklemeyi öğretir, sen ona yürümeyi.. O sana okumayı öğretir, sen ona yazmayı ve bu böyle sürüp gider....İşte bunun adına DOST derler...Hayatta hiçbir şeyiniz olmasın ama hep bir dostunuz olsun...

ahmet çanta

1 Kasım 2011 Salı

Sevgili bir başka güzelsin bugün
Ay gibisin pırıl pırıl gülüşün
Güzeller bayram günü süslenir
Seninse bayramları süsler yüzün.


ömer hayyam.

ahmetcanta40@hotamil.com

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Her toplum engellilere karşı bakış acısı cinsel kimliği yokmuşçasına hareket ediyor!











Engelli kadınların evlenmesine bile karşı çıkan ebeveynler, onların hayata dair yeterli olmadıklarına inanırlar. Bir eşi hak etmediklerini düşünürler.


Kadın ruhuna armağanımdır!

Maalesef yozlaşmış bir kültürün içinde, nelerin yasak nelerin serbest olduğuna karar veren bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların ellerindeki sihirli değneklerle, bizlere sunulanlarla yaşamak zorunda bırakılan kadınlarla aynı toplumdayız! Kadınlar, cinselliği yaşamanın erdemsizlik, yaşamamanın ise erdem olduğu sanrısıyla yetiştiriliyor. Atlanılan nokta ise, cinselliğini sadece istediği için, zevk almayı hak ettiği için kullanması gerektiği konusu!
Birçoğumuz duymuştur, evli kadınlar arasında özellikle..kocanız istiyorsa siz red etmeyin günah! Erkeğe helal kadına haram olarak adledilen bir cinsellik anlayışı.

Böyle bir şey var diyelim, cinsellik o kadar kötü bir şeyse neden kadına kocasını mutlu etmesi emredilir! Kadının mutluluğu ne olacak? Kadınların genel olarak böyle bir sorunu varken, engelli kadınları sosyal hayatın içerisinde, cinselliklerini yaşama isteğiyle bilfiil içerisinde görebilmemiz ne mümkün! Bedensel engele sahip kadınların cinselliği yaşama hakları yok mu sizce? Eğer böyle bir hak varsa, bu nasıl alınacak! Hak verilmez alınır diyenlerdenseniz tabi.

Cinselliği yaşamak için gelişmemiş toplumlarda birkaç yöntem gelişmiştir, çoğunlukla da parası olanın istediğini satın alması yani cinselliği de satın alması şeklide tezahür eden bir durumdur. Bu yüzden yaşlı adamların yanında çıtır çıtır hatunlar görürüz mesela. Ama söz konusu bir kadınsa ve bu kadının bedensel engeli mevcutsa, o nasıl yaşayacak cinselliğini.

Eğer zannediyorsanız ki böyle durumda o kişi cinselliği yaşamak istemez, böyle duyguları olmaz! Yanılıyorsunuz derim. Çünkü insanlar, cinsel isteklere sahiptir ve bunun sağlıklısı sağlıksızı olmaz. Tabi ki zihinsel engelli kadınların cinsel istismara uğraması son derece irite edici ve sapıklık derecesinde değerlendirilmesi gereken bir olay. Bunu varsayımımızın dışında tutuyoruz.
Engelli kadınların evlenmesine bile karşı çıkan ebeveynler, onların hayata dair yeterli olmadıklarına inanırlar. Bir eşi hak etmediklerini düşünürler. Biz, bu düşünceye karşı çıkıyoruz. Kadınların, bir takım duyguları yaşamama ve kendi bedeninden utanma aşamasında kalmasını tamamen erkek egemen toplumun kadının etinden sütünden faydalanırım diyen zihniyetin baskıcı yapısından dolayı oluştuğunu biliyoruz.

Kadınlar nasıl sever? Kadınlar neden sevilir?

Öncelikle bir kadını nasıl seveceğinizi bilmeniz gerekir, ruhuna hitap etmeyi öğrenmelisiniz. Çünkü kadınlar ruhlarıyla sever, kalpleriyle sever. Erkekler daha fizyonomik sevgilere sahipler.
Engelli kadınların gerçek aşkı bulmaya hakları var, bu nedenle sosyalleşmek için bütün imkânları kullanmalıdırlar. Toplumun kadına bakışını, engelli kadına bakışını bir kenara iterek, duygularına sahip çıkarak hayatta dimdik durmalı ve tüm bu isteklerini yaşamayı hak ettiğine inanmalıdır!

ahmet çanta
ahmetcanta40@hotmail.com

25 Haziran 2011 Cumartesi

ŞAFAK
















ŞAFAK.
Bir şafak vaktiydi düşmüştük yollara
Ormanların arasından kayarken yıldızlar
Bahar vardı gözlerinde kekik kokusu gibi
Ne acılar çekmiştik yâre ulaşmak için
Kaç kere düşmüştük umudun peşine.
Yenilmek bile seni mutlu ediyordu
Hangi dağ hangi tepe
Seni yolundan alıkoymaya yeterdi.
Çünkü açmıştı bahar bir kez yüreğinde.
Sanki mavi gökyüzünü kaplamıştı.
Bir kavuşma noktası olmalıydı.
Son bulmalıydı çekilen bunca acılar.
Nasılda tutulmuştuk özgürlüğün ruhuna

ŞİİR ATMET ÇANTA

21 Haziran 2011 Salı

GEÇEN ÖMRÜME.







GEÇEN ÖMRÜME.
Her şeyden önce öyle sevdim ki
Kar beyazı düşlerinde yürek
Umut çiçeği gibi gülümser
Kaç mevsim kaç iklim seni bekler
Biliyorum sen benim düşlerimde
Yaşanmamış bir mutluluk.
Son baharda dökülen yaprak misali
Ve kim bilir daha kaç yaz.
Yanacağım senin için gülüm.

ŞİİR AHMET ÇANTA

7 Haziran 2011 Salı

ŞEYTAN.
















ŞEYTAN.
Kötülerin kovanına çomak soktum
Adıma şeytan dediler.
Kendimi insanların iyiliği için cezalandırdım
Lanetlediler
Güzelliğin iyiliğin aklın erdem olduğunu söyledim
Kovdular
Ateşi ateşle söndüremezler ki!
Ne kadar da akılsızdılar
Beni ateşten yaratıp,
Ateşle cezalandırmaya kalktılar.

ŞİİR AHMET ÇANTA.