22 Haziran 2012 Cuma
16 Haziran 2012 Cumartesi
Zafere Dair
![]() |
Zafere Dair
Korkunç ellerinle bastırıp yaranı
dudaklarını kanatarak
dayanılmakta ağrıya.
Şimdi çıplak ve merhametsiz
bir çığlık oldu ümid...
Ve zafer
artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
tırnakla sökülüp koparılacaktır...
Günler ağır.
Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin
zalim
ve kurnaz.
Ölüyor çarpışarak insanlarımız
- halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı -
ölüyor insanlarımız
- ne kadar çok -
sanki şarkılar ve bayraklarla
bir bayram günü nümayişe çıktılar
öyle genç
ve fütursuz...
Günler ağır.
Günler ölüm haberleriyle geliyor.
En güzel dünyaları
yaktık ellerimizle
ve gözümüzde kaybettik ağlamayı:
bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp
gözyaşlarımız gittiler
ve bundan dolayı
biz unuttuk bağışlamayı...
Varılacak yere
kan içinde varılacaktır.
Ve zafer
artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
tırnakla sökülüp
koparılacaktır...
Nazım Hikmet
ahmet çanta
24 Mayıs 2012 Perşembe
Kandırmak.
Kandırmak istemem kendi kendimi,
Ama sisli yüreğimde hep bir kaygı var:
Bilmiyorum niçin bana : O Yesenin rezili..
Bilmiyorum niçin bana : O şarlatan diyorlar
Ne bir cani ne de bir haydutum ben,
Masumları kurşunla da dizmedim, dizdirmedim.
Yoldan geçenlere durmadan gülümseyen
Bir sokak serserisiyim o kadar.
Sabahtan akşamlara değin gezinmekteyim
Moskova yollarında muzip ve mağrur,
İnsan sevmeyen başıboş köpekler
Ayak sesimi işitir işitmez durur.
Kardeşçe başını eğip selamlar beni
Karşılaştığım her uyuz beygir.
Gönül yoldaşıyım tüm hayvanların.
Hastadır : Bir şiir yazarım iyileşir.
İstemiyorum hoşna gitmek kadınların,
Ahmakça kaygılarla çarpmamalı bu yürek.
Hüznümü boğmak üzre bana katırların
Önüne serpilmeye bir avuç arpa gerek.
Bambaşka bir düzenin kanunuyum ben.
İnsanlara da dostluk duymam asiyim.
Hazırım en güzel kravatımı hemen
Boynuna takmaya şu sersefil köpeğin.
Ancak böyle düzelir bulurum keyfimi,
Dağılır içimde sis, bir güneş doğar.
Ve işte bundan bana : O Yesenin rezili..
Ve işte bundan bana : O şarlatan.. diyorlar.
Sergei Alexandrowitsch Jessenin
ahmet çanta
Bilmiyorum niçin bana : O Yesenin rezili..
Bilmiyorum niçin bana : O şarlatan diyorlar
Ne bir cani ne de bir haydutum ben,
Masumları kurşunla da dizmedim, dizdirmedim.
Yoldan geçenlere durmadan gülümseyen
Bir sokak serserisiyim o kadar.
Sabahtan akşamlara değin gezinmekteyim
Moskova yollarında muzip ve mağrur,
İnsan sevmeyen başıboş köpekler
Ayak sesimi işitir işitmez durur.
Kardeşçe başını eğip selamlar beni
Karşılaştığım her uyuz beygir.
Gönül yoldaşıyım tüm hayvanların.
Hastadır : Bir şiir yazarım iyileşir.
İstemiyorum hoşna gitmek kadınların,
Ahmakça kaygılarla çarpmamalı bu yürek.
Hüznümü boğmak üzre bana katırların
Önüne serpilmeye bir avuç arpa gerek.
Bambaşka bir düzenin kanunuyum ben.
İnsanlara da dostluk duymam asiyim.
Hazırım en güzel kravatımı hemen
Boynuna takmaya şu sersefil köpeğin.
Ancak böyle düzelir bulurum keyfimi,
Dağılır içimde sis, bir güneş doğar.
Ve işte bundan bana : O Yesenin rezili..
Ve işte bundan bana : O şarlatan.. diyorlar.
Sergei Alexandrowitsch Jessenin
ahmet çanta
23 Mayıs 2012 Çarşamba
Öyle bir hayat yaşıyorum ki.
Öyle bir hayat yaşıyorum ki ,
Cenneti de gördüm , cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayati en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki ,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedim ki “söz ver kendine”
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki ,
Son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladım…
Friedrich Nietzsche
Ahmet çanta
15 Mayıs 2012 Salı
Belagatlı ve zerafetli sözler. ahmet çanta
-Kötüyü öldürme , kötülüğü öldür! Kötüyü öldüren "cani", kötülüğü öldüren "fani" olur!
-Çenecide çene var , dinle dinle yine var!
-Bu toplumun peygamberi olsaydım ,eğer; sünneti, çük'ü için değil, dili için farz kılardım.
-Çıkarların ve ihanetin olduğu yerde kimse bana aşkın olduğundan söz edemez!
-Yine bir gün ölüyor şafağın kanlı ellerinde !
-Bu dünyaya bir daha gelme şansım olsaydı, eğer; paça arasından değil, kalbin derinliklerinden gelmek isterdim.
-İnsanların; ne fiziği, beni ilgilendiriyor ne de büzzüğü , beni ilgilendiren düzgünlüğüdür!
(Fizik yabana atılamaz ama büzzüğü tutmayan fizik formülü bozuk fiziktir..)
-Güzel bir sözü çirkin de söyleye bilir ; önemli olan, çirkince yaşamadan güzel şeyler söylemektir.
-Bir meyve ağacı ;hamından da verir , olğunundan da.. tercih alanındır!
- Dünya'ya her gelen ağlayarak gelir, ağlatarak gider. Vay gele, benim gibi ağlayacak kimsesi olmayanların başına!
-İnsanların en çok sakındıkları yer kıçlarının açıldığı yerdir.
-Devir; paşalık puştluk ve hacılık hocalık devri!!
-Bu devirde herkes birşey yiyor; kimi, ekmek yiyor, kimi aş/ Kimi bacı yiyor, kimi gardaş/Kimisi ise kendi kendisini yiyor yavaş yavaş/ Herkesin bir birini yediğine deniyor savaş!
-Alemleri alem yapan güçlü kalemlerdir!
-Binlerce yıldır mumyalanmış ölü yalanları kutsal sanarsanız, hakikatı ölü olarak bulursunuz!!
-Gözleri uzaklara dalan birinin , yakınlarda taşıyamayacağı büyük acıları vardır.
-Armudun sapı, üzümün çöpü dersen, görürsün o zaman götü!
-Güçsüz insanlar duaların gücüne sığınır, güçlü insanlar ise; davaları kendi gücüne sığdırır.
(Dualara güçsüzler, davalara ise , güçlüler sarılır )
-Söz ;delikten çıkan sese değil, derinden gelene denir. Aksi olmuş olsaydı;kıçımızdaki delikten çıkana da söz denirdi !!
-Aşkın adili olmaz.. her aşkda bir çıkar olduğu gibi; her çıkarda da bir aşk vardır!!
-Ölü, ölüye baka baka kararır .. üzüm , üzüme baka baka kararır!
-Eskiden her il'de bir kerhane vardı, şimdi ise; her vicdanda bir kerhane var.
-Bir tek , selin ve yelin yuvası olmaz!!
-Bilgiye; okulla değil, akılla ulaşılır. Okul insanı aptallaştırmak içindir!!
-Sakın, bana "uyan" deme.. çünkü, ayıkken gördüklerim ve duyduklarım bana hüzün veriyor !
-Bir çiçeği koparmak sevgisizliğin tezahurüdür . Çiçeği seven olduğu yerde sever!!
-Düşeni; düştüğü yer değil, yara aldığı yer öldürür!
(Düşen; elma bile olsa, daldaki dururken kimse ona el uzatmaz)
-Nokta : teslimiyettir, Ünlem işareti: çaresizlik, Virgül işareti : gevezelik ve yalakalık, Soru işareti: zekilik, İki nokta üst üste işareti : yaratıcılık, nokta nokta nokta işareti ise ; ölümsüzlüktür!!
-Dünya ya "hergün Apo olarak" gelmek yerine, "bin yilda bir defa Alfonso Cano olarak" gelmeyi yeğlerim.
-Bir gülücük getirde gözyaşlarımı sileyim!!
-Aklınızın koruyucu meleği şüphedir; şüphesiz bir akıl , uykudayken bogazlanmış bir cansız bedendir !!
-Herkes, saat'in 1 saat geriye alındığına inanır; ama, ben ise ; Yıl'ın 1000 yıl geriye alındığını düşünüyorum.
ahmet çanta
13 Mayıs 2012 Pazar
ENGELSİZ BİR TÜRKİYE.
ENGELLİLERİN SORUNLARI!
7 yıl önce çıkarılan 5378
sayılı yasanın “herkes için erişilebilir Türkiye” adına sevinçle karşılandığını
fakat bugün birkaç güzel gelişme dışında beklentilerin boşa çıktığını
görmekteyiz “Engelliler yapılanları bir lütuf olarak görmemelidir. Engelli
olmayı biz istemedik. Devletin geçmişten günümüze gelen yanlış politikalarının
kurbanıyız. Yapılmasını istediklerimiz zaten sosyal devletin görevleridir. Eğer
biz kapak toplayarak sandalyemizi alıyorsak sosyal devlet yoktur. Bugün sekiz
buçuk milyon vatandaşımız suçsuz yere evlerinde cezaevi hayatı yaşıyor.
Aileleri ise onların gardiyanları. Yapılan yasalar ne yazık ki uygulamaya
geçirilemedi” dedi
Engelsiz Bir Türkiye İstiyoruz! Engelliler
Haftası’nın başlaması nedeniyle hazırlanan ortak basın açıklaması:Bir engelliler haftası daha başlıyor. 7 yıl önce
5378 sayılı yasa çıkarıldığında bizler de herkes gibi kamu hizmetlerine
rahatlıkla erişebileceğiz demiştik. En azından artık kamu alanları, ulaşım
araçları engellilerin kullanabileceği hale getirilecek diye sevinmiştik. 7
yılın sonuna geldik, yasada ki süre doldu dolacak. Dönüp geriye baktığımızda
“bir arpa boyu yol” aldığımızı gördük. Ne merkezi hükümet ne de yerel
yönetimler, 5378 sayılı Yasa’nın gereklerini yerine getirmediler. Birkaç
kentimizin dışında Türkiye hala engelliler için erişilemez alanlarla, binalarla,
araçlarla dolu. Bu yüzden en temel ulaşamıyor yararlanamıyoruz. 2006
yılından beri bekletilen ve 2011–2013 Eylem Planı haline getirilen bakım
sigortası konusunda herhangi bir ilerleme sağlanamadı. Muhtaç engelli, yaşlı,
kimsesiz ve bakıma muhtaç tüm vatandaşlarımız bu anlamda sosyal güvenlik
kapsamına alınmadı. Yine de sevineceğimiz gelişmeler de yaşadık. Eskiye
nazaran engelliler daha fazla görünür oldu, sesleri daha fazla duyulabiliyor.
Mecliste bile engelli sayısı arttı. Ama ne çare, temel sorunlarımız yine ortada
kaldı. Çalışmak isteyen engelliler yine iş bulamıyor.20 bin kadro açığı
olduğu halde, 3.500 kişi için sınav yapıldı. Memur olmak için başvuran 60 bini
aşkın engelli bir kez daha hayal kırıklığı yaşadı. Ulaşım alt yapısı
yeterli değil, daha da kötüsü en gelişmiş kentlerimizde bile güvenli değil.
Yetkililer önlem almak yerine kaza geçiren engellileri suçluyor. Sağlık
uygulama tebliği ile artık sağlıklı yaşam hakkımız da giderek elimizden
alınıyor. Sürekli değişen tarifeler, artan fiyatlarla ameliyat olmak, ilaç
almak, ortez, protez taktırmak günden güne güçleşiyor. Engellilere verilen
aylıklar açlık sınırının altında kalıyor ama bu insanlardan tedavileri için
bile katkı payı isteniyor.
Özetle halimiz dünden daha iyi değil, aynı şeyleri biz
söylemekten yorulduk, ama siyaset duyarsız kalmaktan yorulmadı. Bizi duyun
diyoruz ve bir kez daha taleplerimizi yineliyoruz: Engelli aylıklarının
insan onuruna yaraşır bir yaşam için gerekli düzeye çıkarılmasını, engelli
muhtaçlık yardımı ve evde bakılan engelliye verilen bakım destek paralarının
aile geliri olarak sayılmamasını; Evde bakım yardımının bağlanmasında
objektif kriterlerin uygulanmasını, bu anlamda sosyal yoksunluk, psikolojik
yoksunluk ve ekonomik yoksunluk bir arada değerlendirilmesini, ailelere sosyal
ve psikolojik destek verilmesini;
Bakım evlerinde ve hastanelerde tutulan
engellilerin, kimsesiz yaşlıların yaşam kalitelerinin iyileştirilmesini, insan
onuruna yakışır rehabilitasyon merkezleri ve çağdaş bakım evlerinin yapılmasını
ve sayılarının arttırılmasını, bu doğrultuda kamu ve engelli dernekleri ile
işbirliği yapılmasını;
Sağlıkta alınan katkı paylarının kaldırılmasını,
Sağlık Uygulama Tebliği ile yapılan kısıtlamalara son verilmesini;
İlköğretimden itibaren tüm eğitim
kademelerindeki sorunların hızla giderilmesini, ayrıştırılmış eğitimden
vazgeçilmesini, 3 yaşından başlayarak hayat boyu eğitim sürecinde kaynaştırma
sınıflarında, birleştirilmiş ve bütünleştirilmiş eğitim sistemine geçilmesini,
eğitime bir insan hakkı olarak bakılmasını ve eğitimin tüm kademelerinin devlet
tarafından parasız olarak verilmesini;
Fiziki çevre ve toplu ulaşım araç ve
sistemlerinin derhal engellilere uyumlu hale getirilmesini:
Kamudan başlayarak engelli istihdamının
arttırılmasını v iş güvencesinin sağlanmasını;
Birleşmiş Milletler Engelli Hakları
Sözleşmesi’nin Ek protokolünün imzalanarak, bireysel başvuru hakkımızın
verilmesini
İSTİYORUZ!..
AHMET ÇANTA.
11 Nisan 2012 Çarşamba
Yüreğimde verdiğim savaşım bitiğinde çiçekler dikecektim
bağçeme rengarenk ama olmadı sanki
yenilen hep benim ordum oldu.Güneş bağçeme doğsada hayalimdeki çiçeklerim için ruhuma hiç
doğmadı.Yüreğimle savaşım hiç son bulmadı .Nezaman hazan mevsimi hissettiysem
ruhum hep hüzün hasatını biçti ömrüme ...
Bir daha gücüm olurda yüreğime karşı durup bu dünyanın acısına baskaldırırsam savaş bitti sirenini duymadan dikmeyeceğim bağceme rengerenk çiçeklerimi.
Anladım ki! yüreğin çorak toprağa benziyorsa ; kuraklığın ortasında çiçek dikilmiyormuş.
Bir daha gücüm olurda yüreğime karşı durup bu dünyanın acısına baskaldırırsam savaş bitti sirenini duymadan dikmeyeceğim bağceme rengerenk çiçeklerimi.
Anladım ki! yüreğin çorak toprağa benziyorsa ; kuraklığın ortasında çiçek dikilmiyormuş.
AHMET ÇANTA
ahmetcanta40@hotmail.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)